Mehmet Remzi Tanış
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Yazarlar
  4. Bir Rüya Görsek: Hiç Uyanmasak…

Bir Rüya Görsek: Hiç Uyanmasak…

featured
service
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Bir rüya görsek diyorum…

Öyle pembe bulutların üzerinde, hayal dünyasında geçen cinsten değil. Tam da bu toprağın üzerinde, ayağımızın yere sağlam bastığı, nefesimiz kadar gerçek bir rüya.İçinde köylünün toprağına, tohumuna küsmediği; işçinin alnındaki ter kurumadan, mahcup edilmeden hakkını aldığı bir dünya…

Memurun ay sonunu getirme kaygısıyla elinin titretmediği, “bu ay nasıl bitecek?” sorusundan kurtulduğu bir düzen hayal edin.

Emeklinin, koca bir ömrü vakfettiği ülkesinde “yokluk” ve “kimsesizlik” içinde nefes tüketmediği; gençlerin ise sabahları gelecek korkusuyla değil, gerçekleşebilir hayalleriyle uyandığı bir Türkiye düşlemek çok mu ütopik?

Sahiden, çok mu şey istiyoruz?

Bugün; ahlaksızlığın, rüşvetin ve rantın neredeyse birer “beceri” gibi normalleştiği bu puslu iklimde; torpilin yerini liyakatin almasını dilemek kimilerine göre “safdillik” olabilir.

unutmamalıyız: Adalet, bir toplumun oksijenidir. Oksijeni tükenmiş bir toplumun hayatta kalma çabasına “yaşamak” denebilir mi?

Eşitliğin hüküm sürdüğü, imtiyazlı bir avuç azınlığın değil, hakkın sesinin gür çıktığı bir düzen hayal etmek, her onurlu insanın önce vicdanına, sonra milletine borcudur.

Gelin, bu rüyanın yasalarını daha net koyalım; bedeli ağır, hükmü kesin olsun…

Millete yalan söyleyenin dili lal olsa,Yetimin hakkına el uzatanın eli tutmasa, Bu toprağın ekmeğini yiyip de ona ihanet edenlerin hükmü anında verilse…

Kötü mü olur?

Caydırıcılığın sadece tozlu dosyalarda kalmadığı, suçlunun “nasıl olsa yırtarım” diyemediği bir sistemde, kötülük çiçek açacak toprak bulabilir mi?

Kalplere Yazılan Anayasa Herkesin sadece ve sadece çalıştığı kadar kazandığı, hak edenin millete hizmetkâr olduğu bir toplum hayal edin. “Ar, Edep, Yazık ve Günah” gibi kadim değerlerimizin sadece cami avlularında veya yaşlıların dilinde kalmadığı; kanunla, ahlakla ve en önemlisi vicdanla korunduğu bir düzen…

Bir milletin asıl medeniyet sıçrayışı, beton yığınlarıyla değil, işte bu ahlak kalesiyle gerçekleşir.

Kimse kimsenin inancına, ibadetine, eğrisine ya da doğrusuna karışmasa…

Herkesin vicdanı kendine kale olsa; kimse kimseyi “öteki” diye damgalamasa kıyamet mi kopar?

Aksine; o zaman gerçek huzur ve kardeşlik bu topraklara, bir daha sökülmemek üzere kök salmaz mı?

Böyle bir rüya görsek diyorum…

Adalet kokan, haysiyet tüten, alın teriyle harcı karılmış o büyük rüya. Ve o rüyadan hiç uyanmasak…

Neyse.

Hani o bildiğimiz şarkıdaki gibi:”Rüyalar gerçek olsa, sabah olmasın diye güneşi durdururduk…

“Güneşi durdurabilir miyiz bilmem ama bu rüyayı gerçeğe dönüştürmek bizim elimizde.

İyi olurdu.

Gerçekten çok iyi olurdu…

Vesselam.

Bir Rüya Görsek: Hiç Uyanmasak…
Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Kırmızı Bülten ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Bizi Takip Edin