Yatak Odasına Giren “Demokrasi” ve Birleşmemiş Milletler…Tam 100 yıldır süslü kelimeler, insani lügatlarla “uyusun da büyüsün nenni” der gibi masallar anlattılar bize.
İnsan hakları, uluslararası hukuk, demokratik haklar, barış gücü, Birleşmiş Milletler… Daha bir sürü “cart-curt” falan filan.Bu kulağa hoş gelen, ama içinde emperyalist güçlerin kanlı dişlerinin bulunduğu süslü cümlelerle yıllar yılı sömürüldük. Aşağılandık, insan yerine konmadan milyonlarca kez öldürüldük; ülkelerimiz bölündü, parçalandı.
Suriye’de, Yemen’de, Libya’da, Sudan’da, Lübnan’da, Afganistan’da, Irak’ta, Gazze’de, Vietnam’da, Bosna’da ve onlarca ülkede emperyalist güçlerin katliamlarını bir film gibi seyrettik.
Şimdi de petrol ve yer altı zenginliklerini sömürmek için Venezuela’da gösterdi kendini gerçek terör devleti ve gerçek teröristler.
Bir devlet başkanını, vatanını satan yandaşlarının yardımıyla, gecenin yarısı yatağından eşiyle beraber alıkoyup rehin almanın süslü bir açıklaması olabilir mi?
Nerede demokrasi, nerede insan hakları?
Hani nerede o adı “birleşmiş” ama kendi birleşmemiş, ruhu satılmış örgütler?
Bir ülkenin seçilmiş liderini yatak odasından kaçırmak mı sizin medeniyetiniz?
Emperyalizm tam da budur işte: Bir devletin veya ulusun başka devlet veya uluslar üzerinde kendi çıkarları doğrultusunda, her türlü ahlaksızlığı mübah görerek etkide bulunmaya çalışmasıdır.
Kendi halkını satan hainleri maşa olarak kullanıp, bir ülkenin namusuna göz dikmektir.
Artık bu “cart-curt” edebiyatına karnımız tok. Kendi halkını satan hainleri kullanarak milletlerin iradesine çökenlerin maskesi düştü.
Gerçekler tüm çıplaklığıyla karşımızda duruyor!
Gerisi Lefonten’den masallar.
VESSELAM

