Amerika’nın dünyaya anlattığı bir masal var. Masalın adı Demokrasi.
Masalın kahramanı Özgürlük.
Masalın kötü adamı ise her zaman aynı!
Amerika’ya “hayır” diyen herkes!Venezuela’da olan budur.
Amerika, sandıktan çıkan bir adamı beğenmedi. Beğenmeyince de “Bu başkan değildir” dedi. Sonra yetmedi, Bu halk yanlış seçti dedi. En sonunda da, Ben düzelteyim noktasına geldi.Burada durup sormak gerekir: Amerika kimin başkanını seçeceğine ne zaman karar verir oldu?
Amerika kendisini hâlâ dünyanın öğretmeni sanıyor. Defterini almış, sınıfa giriyor. “Bu ülke demokrat değil.” “Şu lider meşru değil.” “Bu halk bilinçsiz.”Ama kimse şunu sormuyor!
Amerika’nın kendisi ne kadar masum?Irak’ta bir milyon insan öldü. Libya yerle bir oldu. Afganistan haritadan silindi. Şimdi de Venezuela sırada.
Hepsinde aynı cümle: “Biz oraya özgürlük götürdük.”Özgürlük buysa, esaret nedir?!Dünya neden susuyor?
Çünkü devletler adaletle değil, çıkarla hareket eder. Ses çıkaranın başına ne geleceğini herkes biliyor.Asıl tehlike şudur: Bir halkın seçtiği lider, başka ülkelerin onayına muhtaç hale gelirse, sandığın da egemenliğin de anlamı kalmaz.
Bugün Venezuela. Yarın kim?

