Arzu SAMAT
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. AVRUPA
  4. yazar dediğin çirkin olur

yazar dediğin çirkin olur

featured
service
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

İnsan olmanın bile zorlaştığı bir çağda, kadın olarak sistemin içinde var kalma mücadelesinin ne denli yorucu olduğunu bir Allah bir de biz kadınlar biliriz.

Feministliği bir ideoloji olarak oldum olası savunmadım; sevmedim, yanında da durmadım. Zira her ideolojinin aşırısı insana zarar verir.


Ne var ki şunu da açıkça söylemek zorundayım: Toplumumuzda kadın mağduriyeti artık soyut bir kavram değildir. Ete kemiğe bürünmüş, gözümüzün içine baka baka karşımızda durmaktadır.Hiçe sayılmak…


İsteklerinin görmezden gelinmesi…


Şahsiyetinin korunmaması, varlığının yok sayılması…

Ufacık bir hatanda bel altından vurulman…


Başarılarının küçümsenmesi, hor görülmesi…


Başarısız olduğunda parmakla gösterilip alay edilmen…


Kazandığın her zaferin ardında mutlaka bir “eril güç” aranması…

Ve kayıplarının, uğradığın haksızlıkların sebebinin dönüp dolaşıp “itaatsizliğine” bağlanması…

Annem hep derdi ki:
“Allah çirkin şansı versin.”O zamanlar bu sözü pek anlayamazdım. Bugün ise benim için derin ve acı bir hakikati ifade ediyor.
Çünkü güzel, üstüne başarılı ve üstelik sınırları olan bir kadınsanız…


Vay hâlinize.Hoş geldiniz kurtlar sofrasına.


Bir masaya yatırılırsınız; önce bedeniniz didiklenir, ardından ruhunuz parça parça edilir.

Ve herkes kendi payına düşeni afiyetle yer. Kendi yaşadığım bir olayı paylaşmak isterim.


Bundan iki yıl önce, “entelektüel” olarak anılan şair ve yazarların bir araya geldiği bir toplantıya katıldım. İstanbul trafiği malum, biraz gecikmiştim. İçeri girdiğimde selamlaşmalar ve tanışma faslı başladı.

Beni davet eden arkadaşım, yazar olduğumu; edebiyat ve felsefeyle yakından ilgilendiğimi anlattı.Aldığım tepki şuydu:
“Ne? Yazar mı? Yazar dediğin çirkin olur!

”Bunu kendilerince esprili bir dille söylediler. Zihinlerindeki kalıba göre yazar dediğin bakımsız, silik ve çirkin olmalıydı.

Güzel bir kadının iyi bir yazar olabileceği ihtimali, akıllarının ucundan bile geçmiyordu.Ben de şu cevabı verdim:
“Entelektüel diye adlandırdığımız kesimin yorumu buysa, toplumdan ne bekleyebiliriz?

”Bu yazıyı kaleme almama sebep olan asıl meseleye gelirsek…


Son iki haftadır, Türkiye’nin sevdiği bir kadın sanatçı ile bir siyasetçi arasında yaşanan sözlü çatışma.Sanatçı hanımefendi; şarkılar yapmış, filmlerde oynamış, zor da olsa bu toplumun gönlünde yer edinmiş biri.

Siyasetçi hakkında ise çok bilgim yok. Bildiğim tek şey, bu kadına yönelttiği düşük seviyeli ifadeler.Son açıklamasında, söz konusu sanatçı için şu cümleyi kurdu:
“O sanatçı sanatçı değildir, onun ne olduğu bellidir. ”Bakınız, yine aynı tablo…
Kadın; sanatçı olur, avukat olur, ev kadını olur, hangi statüde olursa olsun…


İşlerine gelmeyen bir söz söylediğinde ya da bir duruş sergilediğinde, anında bel altından vurulur.Siyasetçisi böyleyse, bu toplumda kadın ne yapsın diye sormadan edemiyorum.


Bir kez daha, yeniden ve yüksek sesle…

Bahsi geçen hanımefendi sanatçı Gülben Ergen’dir.
Siyasetçi beyi ise gerçekten tanımıyorum.
Bu cümlesinden sonra tanımak da istemiyorum doğrusu.

yazar dediğin çirkin olur
Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Kirmizi Bülten ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Bizi Takip Edin