İki fotoğraf…
Biri yıkıntıların ortasında tek başına duran bir çocuk. Diğeri buzlar üzerinde sürüden ayrılıp yürüyen bir penguen.
Garip olan şu ki, birinci fotoğraf dünyayı uyandıramadı.
İkinci fotoğraf ise “sarstı” denilerek paylaşıldı.
Oysa insanlık tarihi boyunca sistemlere ilk sırtını dönen canlı penguenler değil, insanlardı. Yalnız kalan çocuklar, susturulan kadınlar, yok sayılan devrimciler, bombaların ortasında büyüyen hayatlar vardı. Ama nedense insanın acısı, insanı uyandırmaya yetmedi.
Bir penguenin yürüyüşü, bir çocuğun hayatta kalma mücadelesinden daha fazla ilgi gördü.
Çünkü insan zihni acıyı değil, acının estetikle paketlenmiş halini seviyor.
Savaş meydanındaki çocuk suçluluk doğurur.
Penguen ise ilham verir.
Suçluluk rahatsız eder.
İlham konforludur.
Penguen politik değildir. Taraf tutturmaz. Hesap sordurmaz. İnsanlardan bir şey talep etmez. Oysa yıkıntıların ortasındaki çocuk, tek bir bakışıyla bile şu soruyu sordurur:
“Bu dünyada sen neredesin?”
Ve insan bu soruyla yüzleşmekten kaçar.
Bugün “sürüden ayrılan birey” miti romantize ediliyor. Herkes sürüden ayrılmaktan söz ediyor ama kimse yalnız kalmanın bedelini konuşmuyor.
Gerçekte sürüden ayrılan alkışlanmaz; dışlanır. Susturulur. Yalnızlaştırılır. Bedel öder.
Penguen videosu bu bedelleri göstermez. Sadece güzel bir yürüyüş sunar.
Bu yüzden alkışlamak kolaydır.
Asıl trajedi şudur:
Sürüden ayrıldın diye alkışlayanların büyük kısmı, aslında başka bir sürüye katılır. Cesareti değil, cesaret hissini satın alırlar. Kendilerini iyi hissettiren bir masala tutunurlar.
Gerçek devrim romantik değildir.
Gerçek devrim şirin değildir.
Gerçek devrim kirli, yorucu ve yalnızdır.
Eğer insanlık gerçekten sürüden ayrılana saygı duyuyor olsaydı, bunu önce savaşın ortasında tek başına kalan çocuklar için yapardı. Önce susturulan kadınlar için, yok sayılan halklar için, bedel ödeyenler için yapardı.
Ama bunlar ağırdır. Bunlar zahmetlidir. Bunlar sorumluluk ister.
Oysa bir pengueni alkışlamak hiçbir şey gerektirmez.
Keşke insanlık, şirin bir penguenin yürüyüşünü beklemeden önce, tek başına duran insanlara bakabilseydi.
Belki o zaman dünya gerçekten sarsılırdı.

