Hiclik Makami
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. AVRUPA
  4. RUHUN KALASI YOKTUR

RUHUN KALASI YOKTUR

featured
service
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Ruhun toprağı yoktur insanım,
Taşa toprağa aldanma.
Ruh, esasen gelişinden gidişine dek tutacağı oruçlara sevdalıdır.
Ruhun aslına uygun halleri, bu geçişlerde kalıcı olmayan geleneği vardır.
Ruh der ki: “Benim için yapma!
O gün geldiğinde ben senin için yapmam.”
Ve devam eder:
“Bu dünyadaki zaman kavramı benim için başka alemdedir.”
Ruhun kendine ‘O’na ait, O’na özgü bir hali, bir yeri vardır.
Gökte dolunayla doyduğunda ve en çok hilal çizgisiyle doğduğunda,
Ruh eğildiği zaman ulaşır vaf haline, rahatlar ve onu daimi bir şükür sarar.
Sen sanma ki ruhun bu nefis yurdunda isteyerek kalası vardır.
Onun ne alası ne karası vardır.
Onun bu dünyaya ait bir Yusuf’u, bir Züleyha’sı,
Bir diyarı, bir malı yoktur.
Dışta temasta sanırsın, içre üzeredir.
Gurbette sanırsın, lakin han sahibi de değildir.
Ruhun bir tek Hakk’ı vardır;
Şüphesiz ki O da Allah’tır.
Ne evrene sığar, ne dört duvarda barınır.
Yaşlanmadan yaş alır.
Kimine köylü, kimine sekülerdir.
Görselce çirkini, güzeli, renkleri ayırmaz.
Tiran değildir.
Maddece masrafsız, törece zengindir.
O gerçek sahibini ve gerçek mekânı bulduğunda,
En deli dalgalar gibi coşar.
Biliyor musun?
Çünkü ruh gizli bir sufidir.
Hicabı bilendir.
Halvetteyken gece gündüz sınırlarına vakıf olamayan ne bilsin?
“O his” kudret ile meyillidir.
Hissiyatla iyi bilir.
Af edersin Allah’ım, yanlış söyledim.
“Bildirilir.”
Zira aşkta israf yoktur.
İnsan dediğin yalnız doğmuş, dünyada bırakılmış, yalnız gidecek bir ruh mudur?
Bedenden mi ibarettir?
Kalender dediğin insan bir kambur beşerdir.
Ağrıtmaz mı yaraları?
Deşmez mi söyle?
Bilmez misin mazlumun duasının aslı Cevşen’dir?
Kal, dinle.
Sen düşünen değil misin?
Ne zamanki insanın kalemi ol üzeri yazmak ise, kalbi olmak üzeri yaşamaz.
İşte o zaman bir ayağın kayar, bir ayağın gaflete düşer, yanlışların üstüne basar.
Ekber için gözden düşme insan.
Ruh dediğin var ya,
Hani O’ndan üflenen katre…
Ne kan bulursun, ne bir uzuv, ne bir hücre.
Kendi iradesiyle hâli vakti yerinde değildir.
Nefsin kıskacında eziyetle çırpınandır.
İvecen yaradılışlığından gelir.
Hani göç ettiğindeki canla cebelleşen vedalaşması…
Nerelidir diye sorarsanız?
Ahir’lidir ruh.
(Hep derim; huzurun kendine özgü garip bir hüznü, bir sükûneti vardır…)
Dedim ya, ruhun kalası yoktur.
Aslehun ve neslehun tabiatı öyledir.
Sen “kalalım” dersin, o ayak diretir, çekiştirir, “gidelim” der.
Öyle yerlere sefer etmek ister ki sen ayak uyduramazsın.
Vardı mı ey canım, Celil’in Hay deryasına?
Kalbin yedi kuşaktan gelen, yetmiş yedi millete ezcümlesi vardır.
Ya sen konuşanı dil mi sandın?
Bu dünyadan gelmeyen derilmiş goncası vardır.
“Asra yemin olsun ki insan ziyandadır” der ya Yaradan;
İşte o müthiş sözün içinde insanın işlemeyi unuttuğu, görmediği,
Veyahut bilmediği bir mücevher vardır.
Allah her mahlûkuna “kulum” der,
Ya sen insan…
Sanki yassı bir kaptan yaratıldın da dolmaya derinliğin mi yok?
Kul hâlinle kul hakkına tamahla gidersin.
Kulluğu nisyan ile hükmetmeyi talep edersin.
“Haşa ilahlık taslamam” dersin de,
Derdin nedir ki kul olma ferasetinde reddi yaparsın?
Ve sen, hangi insan cevherdir iradenle anlar mısın?
İlahi nazardan kaçmak ister gibisin.
Kimde ne pinhan vardır, bunun alametini her zaman idrak edemezsin.
Şanına yaklaştın mı şahlanırsın
(ki o hâl üzere zaten mütevazı kılınır yaşayan),
Ahkâm kesersin insan; üstelik layık mısın?
Hikâyesini ve hangi suyun meşrebi olduğunu bilir misin?
Bilmez misin özünün ziyana aktığını?
Hey, sonunun nasıl olacağını bilmeyen sen,
Neden öyle büyüklenir, celallenir, dağlanır, dağılır insan?
Ayakların karadayken kolayına gelip konuşmak niye?
Sınanmadığınla sınar, sınadığınla sınanırsın.
Artık bir dur yerinde.
Divane misin?
Hem yaradılış olarak hepimiz aynı sınavın, aynı cevaplarını verebilecek durumda mıyız?
Sana tam, ona fazla, diğerine az.
Abdalı boş bırakıldı mı?
Boş mu sananlardansın?
Düşündün mü hiç,
Son nefeste kimin dili dönecek şehadete?
Sen nereden bileceksin de son kararı sen verecekmiş gibisin?
Ey demini demlenmeyi bilmeyen benlik, şakilik etme.
Cehaletin erdemi yoktur.
Cehaletle kurulup böyle son kararlı davranırsın.
Vuslatı kendi yamacında, kendi içinde mi taşırsın?
Yani söylüyorum ki, seninle yoğa yapalım demedim.
Hu ile bir es alalım.
Hadi gel, su izan etme gönül;
Şahı bulup mütemadiyen hak nişanıyla yol alıp,
Şaheserin şahanesi olalım.

Güneşhan Fatma GÖK

RUHUN KALASI YOKTUR
Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Kirmizi Bülten ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Bizi Takip Edin