Ne güzel başlamıştı söze hemde özlü bir değişle
Dedi ki; “Dünya hayatının besmelesi ağlamak.. “
Bunu gülerek söylemedi anlatıcı
Doğumun karnında yaşıyordu bilge taşı
Bedenin merkezinde tatlı su içinde yüzüyordu kalbi
Ve zehirden akan gözyaşı, ancak ölüm dindirirdi acısını
Dilindeki ilk iki hecesi bile, yılanı deliğinden çıkarmaya yeterdi
Yemesi içmesi yok ama akla gelince yemeden içmeden kestikleri çok olmuştur
Zırhmış surlarmış kapı duvarmış
Gökteymiş sudaymış karadaymış
Uçarmış boğulmazmış kaçanları yürümeden yakalarmış
Yeterki gelmeye görsün bahanesi yoktur,
Geldiğinde ismiyle sebebi çoktur onun
Rahim isminde saklıdır, Rahman ismiyle korunur
Tasavvufta altı rakamın temsilcisi durur
Vav harfinin belirtisiyle saygının gölgesinde
Duruşuyla secde eder geldiği yere ve bekletildiği yerde tevazuyla saklanır
Acizliğinin içinde yaratıcısının himayesine iltica eder
Ve orada kulağına üflenir hiç kimsenin bilmediği duymadığı sırlı zikirler çeker
Allah’ın nefesinden üflenen ruhların hikayesi başlar
Rab’bin halifelik ile arşta duyurduğu, yer yüzünde doğarken ağlayan ilk cennette yaratılan
Sonra dünyada doğan insan yavrusu kullar
Doğduğunda bakılır yıldızlar
Ne kadar yaşadığından çok, ne yaşattığıyla anılır insan
Kaderini bilmeyenken baktığında okumayı öğrenir
Düşününce bir alemdir insan
Hissettiğinde kavrar, yaşarken anlar
Gördüğüyle delillendirir mutmainliğini
Ölümle vedalaşmış meyt olan zahir
Batındaki yaşama ulaşmış kişilerin alemetinde
Batıl sanma dünyadan yarı göçer abdalanları
Yoluna baş koyanların ruhlarını görenler var
Derlerki, onlar fenasi vadisinde hiç yorulmadan uçuşan kuşlar gibidir
Dilersen bin türlü kaptan taşları sulasın,
Ne çiçekli yemişler, ne yeşiller açmaz oradan
Vaktini heba etme taşı sulamakla
İzafi sayma o göğün taşıdığı bulutlardan yağmurları
Nice bilmediğin küfre girmiş gözleri yumar
Temizlenmez sandığın necazetten elleri affı rahmetle yıkar
Umutsuzluk yaşında değilsin, haşa ondan büyük değil cürümlerin
Kalk oradan, geç oradan
Burası kabul olur mu olmaz mı dediklerinle oyalanma yeri değil
Bastığın topraklarda da yıkanır insan
Ellerinle semaya uzandıkça, çevir yüzünü teyemmüm etsin özün
O kalpleride, ruhlarıda niyetlerinden simasından tanır
Ümit et tebessümüyle dinginleşsin, gönlün iyileşsin
Aç varlığını, varlığının sahibine
Ayaksız insanlar, ayakkabısız insanlar arasındaki varışı gör sen
Şaşırırsın kime geç kime erken
Kanat takılıp gökte süzülerek, gözlerden kaybolanları
Birde sen hiçliğin varlığında kaydolup var olanların uçuşunu izle
Her hileliğin yenilgisi, nefsin süründüremediği, iblisin bilek bükemedikleridir onlar
Ne güzel olanlar, ne güzel konanlar, ne güzel göçenlerdir onlar
Dışından veda etmek başka, içinden veda etmek bambaşka bir alem iç alem
Dışından dışarıya, dışarıdakine ve dışarıdakilerine göstermek için kolaymış gibi vedalaşmak
Ya göründüğüne itibar edermi iç alemin
Bu dünya zaten top yekün vedalaşma hanesidir
Hani en başında söylemiştim ya sana
Sadece ölümle değil, yaşadığın kadarıyla ilgili süreçle başlayan her şeyden
Önce doğarken başlar, koparak düşerek ana rahminden
Sonra devam eder o türlü türlü vedalaşmalar
Her kişinin hikayesi her kişiye benzemez
Ayrımı farklı serüvendir hayat denen kaide
Kimi önünde maide, kimi ah içinde vah ile
Kimi lokması zor gözünden yaş ile
Kiminin gözü doymaz aşı toprak ile
Kimi heybesinde taş, kimi başında aşk, kimi ateşten eritilen taht ile
Halden anlamayan yarın gibisin, geçip giden zaman gibisin
Ne duvardaki, ne bilekteki saate benziyorsun
Vaktimin akranı değilsin, gerçeğin zanaatisin
Sen ölümün kanaatisin hayat, suya çizilen
Ne hatırım var sende, ne benimle ilgili duru hayallerin
Ne geçmişimden gelensin, ne geleceğe yatırımım
Hakkında söyleneni hiç bir hazine değiştiremez
Yaklaştırılmadık anılmayız biz hiç bakilikle
Fıtraten hiç yakıştırlmadık sağ kalmaya
Hem öyle gelişi özensiz birşeyde değilsin
Hayattan yaşamın kırılma noktası denen yerdesin
Ahrete dönüm noktası denen güvencedesin
Ama usulünde götüreceğin yerin garantisi yok
En güzeli hiç tamahkar, hiç sinsi değilsin
Netsin, açık sözlüsün insandan da bilgesin
Bazıları için adı sert duruşuyla soğuksun
Lakin en incesinden kalınına kadar mertsin
Bize gelmeden önce selalarda bize haber verdin
Buralar gibi hiç riyakar değilsin
İnsanın iki yüzünden birisin,
Eninde sonunda yol sana varır, hiç çıkmaz sokağın yok senin
Saygım var sana, her canlıda mutlak ve adil olansın
İtiraf edeyim korkularımda yok değil seninle ilgili
Doğrusu cesaretinede hayranım
Övdüğüm yanlarından biride olduğun gibisin
Gelişinle, iki yüzlüleride bir sözünle ikiletmeyensin
Bence en anlamlı tarafın bu dünyayı aratmayacak, buraya ikinci kez geri getirmeyecek ve yanımızdan hiç ayrılmayacak olanda saklı
Çünkü çok kararlısın geri dönmeye asla ikna edilemeyen
Sen bu dünyada Allah’ın ilminde olan vefalı bir sonsun..Başı boş gezmeyen, tek tabanca gezen
Ezelden beri yaradılıştan itibaren, herkesin alnına yazılan ecel
Dünya tahtındaki kafesinden ölüm tahhına uzanan hayat
Herkesin bahtında toprak var mı? Naaşını gassal yıkarmı?
Buda nasip işidir bilinmez
Bizden ricacı bir not düşermisin ak listene
Allah’ım bu insanından sana beyaz bir dilekçe nasibimiz olur mu dersin
Bu dünyada doğuma benzeyen gidişiyle
Kız mı erkek mi diye sormadan alan
Adı hayat diye başlayan
Soyadı ölüm ile son bulan
Sonunu bilmeyen insana layık olan
Yaklaşınca kendini hissettirsen ya
Ziyaretini kısa tutan, gelince lütfen boş gelme
Sen ey dört büyük melekten biri olan sevgili Azrail’im
Ey sen ölümün sultanı, ecelimi üstünde taşıyan
En son yolculuğumda ve dünyadaki son yoldaşım sen olacağından
Seni tanımak anlamak için hakkında çok şeyler okudum
Anladığıma göre ölüm sen kesinlikle canlısın
Seninle ilgili neyi, ne kadar anladım tam olarak bilemiyorum
Elbette senin beni kesin bir bilgiyle bildiğinden kuşkum yok
Haber vermişlerdir duamın içinde çok kez yer verdiğimi sana
Çokça andığım oldu seni, duymuşsundur almışsındır bana gelmeden selamımı
Sen bilirsin ne dersin zorlanırmıyım? Anlatılanlar gibi çok susarmıyım? Korkarmıyım?
İmanımı sınamaya gelen şeytana kanarmıyım?
Ve sen o sırada merhametli tarafınla, güzel suretininle gelip gül şerbeti uzatırmısın bana
İnan ölene kadar dualar ederim sana..
Doğrudur, bazen çok ödüm kopuyor düşününce gelişini
Çokta merak ediyorum nasıl karşılanacağımı ve sana nasıl geleceğimi
Günahkarım diğer yandan ümitliyim senden ölümün sultanı
Zihnimde dokunuyorum temas ediyorum hayali varlığına
İçünde Allah olunca
Sanki o zaman hiç ürkmüyorum ne senden ne yanına aldığın ölümden
Son nefesime kadar döneyim hep Allah’a Allah’a
Ey sevgili, sağımızdan sağımızdan hoş gel Allah aşkına
Çok ricalardayım lütfen sana
Şöhreti ezelden sonsuza dek insanı geçen
Ünlü vuslatıyla bize kucak açan; Ey şanlı, en canlı ölüm…

