Gündemin bizi halden hale soktuğu şu arsız günlerde nefes alabileceğimiz en kıymetli köşelerden biri hâlâ kitaplar…
Özellikle edebiyatın iyileştirici bir yanı olduğu artık herkes tarafından tartışmasız kabul ediliyor. Edebiyat, şiir ve şair; hızla koştuğumuz bu hayat yolunda durup soluklandığımız birer mola yeri adeta.
Hani övünmek gibi olmasın; fakat şiir, türkü, şair ve yazar denildiğinde akla ilk Trabzon’un gelmesi, özellikle de Maçka’nın anılması beni ayrı bir gururlandırıyor. Mübarek topraklar gibi…
Şu güzel ülkede hâlâ insan yetiştiren, şair yetiştiren, türkü doğuran, kelimeyi söz yapan kaç ilçe kaldı ki?
İşte bugün de sohbetimin konusu tam olarak bu: Yine Maçka, yine şiir ve yine şair…
Kıymetli sanatçımız Volkan Konak’ı burada rahmet ve saygıyla anmadan geçmek istemiyorum. Zira kendisinin kuzeni benim adaşım ve kıymetli dostum yazar Arzu Konak, nefeslerin kesildiği, ruhların daraldığı, canların sıkıldığı bu zamanda “Simbonat” adlı şiir kitabıyla, âdeta Hızır gibi yetişti imdadımıza.

Arzu Hanım’la Trabzon’un eski ve hatırayla dolu bir mekânında buluştuk; uzun, tadı damağımızda kalan bir sohbet gerçekleştirdik. Trabzon tarihini Arzu Konak’ın anlatımından dinlemek başlı başına bir zevkti. Karadeniz’in kıyısında kahvelerimizi yudumlarken, ruhumu onun bilgi birikimi, nezaketi ve zarif diliyle doldurdum.
Yeni çıkan Simbonat’tan birlikte okumalar yaptık. İkimiz de Maçkalıydık; ikimizin de adı Arzu’ydu; ikimiz de kelimelerle oynamayı seviyorduk. Zaman su gibi aktı, geçti.
Sohbet sırasında kendisine şunu söyledim: “Simbonat, bir şiir kitabına verilebilecek en güzel isimlerden biri. ”Rumca bir kelime… Bir çiçek adı… Narin, ince, zarif; fakat Karadeniz’in sert ve hoyrat iklimine direnebilecek kadar güçlü ve dik duruşlu. Sanki Karadeniz kadınının ta kendisi gibi…
Kitabın sayfalarına incelikle uzanmış o şiirler; hem geçmişi hem geleceği, hem sevgiyi hem sevgisizliği anlatıyor. Sessiz ama içten, duru ama derin bir kalbin nefesi…
Arzu Konak’ın huzurlu, cesur ve içten kalemini sizlerin şahitliğinde bir kez daha gönülden tebrik etmek isterim.“Konușalım mı?” adlı kitabımda söylediğim gibi: “Bir gün, şiirlere hapsedilen kadın; satırlardan dirilip kalemi eline alacak ve kendi şiirini yazacaktır”.
Ve nitekim Arzu Konak da o kadın şairlerden biri olarak kalemi eline aldı ve kendi şiirini kendi yazdı.Simbonat’ın yolu açık, okuru bol olsun.


Harika şiirler harika bir tanıtım yazısı.
Yolunuz açık olsun
Simbonat Zamanı yaşanmışlıkları çiçekli simgelerle dile getirirken hüzünü, acıyı, efkarı, umudu ve direnmeyi bir arada harmanlıyor.
İnsan okudukça daha sık okumak istiyor.
Yüreğine, zihnine ve kalemine sağlık Arzu.